22 Eylül 2017
Facebook Twitter Google Plus Youtube
290.323
Salavat Kampanyası
  ZİYARETÇİ DEFTERİ
Gönderen : yusra Ülke :
Tarih : 18.07.2014 Şehir :
Günümüzde Câhiliyye

Onlar hâlâ cahiliye hükmünü mü arıyorlar? Kesin bilgiyle inanan bir topluluk için hükmü, Allah'tan daha güzel olan kim vardır? (Maide Sûresi 50.Ayet)

İnsanların hevâlarına uyduğu, nefislerinin, isteklerinin kulu oldukları, Allah’ın hükümlerinin kabul edilmediği, çeşitli ilâhlara ibâdet edildiği, sömürü ve zulmün bulunduğu, kavmiyetçilik ve asabiyyenin (tarafgirliğin) yaygın olduğu, hüküm vermede hakkın ve adâletin uygulanmadığı her yer ve zamanda câhiliyye var demektir. Günümüzde de çeşitli yerlerde, tıpkı câhiliyye döneminde olduğu gibi Allah (c.c.) unutulmuştur. O ve O’nun hükümleri hayata ve insanların işlerine sokulmamaktadır. O’nun gönderdiği hükümlere uymayı bir tarafa bırakâlim; o hükümler, yani şeriat yanlış, eksik ve hatta çağdışı sayılmaktadır. Günümüz insanlarının çoğu, unuttukları âlemlerin Rabbi Allah’ın yerine sayısız ilâhlar ve putlar bulmuşlar ya da koymuşlardır. Tıpkı eski Arap câhiliyyesinde olduğu gibi sahte tanrılara ibâdet edilmektedir. Ölçüler İlâhî kaynaktan değil, hevâlardan alınmaktadır. Güçlünün borusu ötmekte, sözü geçmektedir. Zayıflar yine ezilmekte, insanlar haklarına yine gereği gibi kavuşamamaktadır. Kumar, zinâ, fuhuş, hırsızlık en geniş şekilde yapılmakta, içki su yerine içilmekte, ribâ (fâiz) ekonominin can damarı kabul edilmektedir. İslâm’ın günah dediği pek çok şey çağdaş ahlâk sayılmaktadır. Kadınlar yine alınıp satılmakta, açılıp saçılmaları kadın hakkı, çağdaşlık kabul edilmektedir.
Kısaca, Kur’an’ın câhiliyye toplumu dediği müşrik toplumun anlayışı ve ahlâkı az bir değişiklikle günümüzde de aynen devam ediyor. Allah (c.c.), O’nun yüce hükümleri ve Âhiret hesaba pek katılmıyor. Bu durum da ‘câhiliyye’den başka bir şey değildir.

Hüseyin K. Ece
Gönderen : yusra Ülke :
Tarih : 18.07.2014 Şehir :
BISMILLAHIRRAHMANIRRAHIM
( بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم )


" Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah onları ancak, gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor." (İbrahim Sûresi 42.)

" Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır. " " Kur'ân-ı Kerim, Saff Suresi, 8. Ayeti "

" Müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı..., Onlardan, sırf, azîz ve hamîd olan Allah'a iman ettikleri için intikam aldılar. " (Burûc Suresi-85/7-8.Ayetler)

" Allah zalime bir zaman mühlet verir (hemen azâb etmez). En sonunda bir kere yakaladı mı, artık bir daha onu salıvermez. " (Hadis-i şerif, Buhari,1708)

" Eğer Allah, insanları zulümleri nedeniyle sorguya çekecek olsaydı, onun üstünde (yeryüzünde) canlılardan hiçbir şey bırakmazdı; ancak onları adı konulmuş bir süreye kadar ertelemektedir. Onların ecelleri gelince ne bir saat ertelenebilirler, ne de öne alınabilirler. " (Nahl Suresi, 16/61)

" Biliniz ki Allah'in laneti Zalimler üzerinedir ! " (Hud Suresi, 18. Ayet)

" İnsanlara zulmedenlere, Yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenlere karşı durulmalıdır. İşte böyleleri için acıklı bir azab vardır " (şura, 42)

“ Zulmedenler yakında nasıl bir devrilişle devrileceklerini bileceklerdir.” (Şuara:227)

" Allah mutlak üstündür, kimsenin yaptığını yanına bırakmaz…" ( İbrahim suresi 47 )

Bir Hadis-i Kudside ise Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“ Bu dünyada ve ahrette zalimden zulmünün intikamını ben alacağım. Ayrıca bir mazluma zulm edildiğini gördüğü ve o zulmü engellemeye muktedir olduğu halde yardım etmeyenden de intikamımı alacağım.” (Tabarani).

- İnnallahe şedidül ikab ! İşte bu Allah’ın zalimlere vaadettiği şiddetli azabtır !

" Allah zalime bir zaman mühlet verir (hemen azâb etmez). En sonunda bir kere yakaladı mı, artık bir daha onu salıvermez. " (Hadis-i Şerif, Buhari, 1708)

" İşte o gün ağızlarını mühürleriz, bizimle elleri konuşur, ayakları da yaptıklarına şahidlik eder. " (Yasin Suresi, 65)

' 'Cehennem onların hepsinin va'd olunan yeri (toplanacağı yer) dir. '' (Hıcr Suresi: 43)

" ALLAH, müminleri (şu) bulunduğunuz durumda bırakacak değildir; sonunda murdarı temizden ayıracaktır. Bununla beraber ALLAH, size gaybı da bildirecek değildir. Fakat ALLAH, elçilerinden dilediğini ayırt eder. O halde ALLAH'a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder, takvâ sahibi olursanız sizin için de çok büyük bir ecir vardır,. " (Âli İmran Suresi, 179. ayet)

" Her türlü güçlüklere göğüs gerenlere mükafatları tartılmaksızın, ölçülmeksizin, hesapsızca bol bol verilir. " (Zümer Suresi, 39/10)

" Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.. " (Ali İmran Suresi)

" Mazlumun bedduasını almaktan kork. Zira Allah'la bu beddua arasında perde mevcut değildir." (Hadis-i Şerif, Buhari, Zekat 1, 41)

" Zerre ağırlığınca iyilik yapan karşılığını görür; Zerre kadar kötülük yapan da yine karşılığını görür.." (Zilzal Suresi-7,8)

“ Kim bir zerre miktarı iyilik yaparsa mutlaka karşılığını görecektir. Ve kim de bir zerre miktarı kötülük yaparsa karşılığını görecektir.” (Zilzal Suresi, 7-8)

" Mü'minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar." Hadisi Şerif, Riyazu's Sâlihîn (Buhârî, Edep 27; Müslim Birr 66)

“ Zalimlere meyletmeyin, yoksa ateş size de dokunur. Sizin Allah’tan başka bir veliniz yoktur. Sonra yardım da görmezsiniz. ” (Hud:113)

" Haksizlik karşisinda susan, dilsiz şeytandir ! " Hz. Ali (r.a.)

“Zulüm işlemekten şiddetle sakınınız; zira zulüm, haşir gününde büyük bir karanlıktır.” (İmam Müslim).

Özzetle;
Zalimler sevinmesinler ve mazlumlar üzülmesinler. Zira, eğer Allah zalimlerin cezasını belli bir zaman erteliyorsa bu onların lehine değil aleyhinedir.

Çünkü, bu zaman içinde onlar zulümlerine devam edip, haramlarını kat kat artıracaklar ve Allah’da bu haramlarından dolayı onları ansızın ve çok şiddetli bir yakalayışla yakalayacak; gerek dünyada, gerekse ahirette büyük bir azaba çarptırılacaklardır.
BİİZNİLLAH..
Gönderen : fatma duran Ülke : schweiz
Tarih : 12.07.2014 Şehir : Bazel
Sözüm size Zalim Politikacılar
Çıkar uğruna gitti bunca canlar
Kan içen Vampirler
Cana kıyan Canavarlar

Makam uğruna attınız imzaları
Başlattınız Savaşları
Masum yavruların neydi günahı
Bebeklerin yerde kanlı bedenleri

Savaşa dur deyin
Yavrulara kıymayın
Dünyaya barış sevgiyi getirin
Irkcılık yapmayın

Paylaşılmayan nedirki
Uğruna kıyılan canlar ne içinki
Üstümüze sonunda örtülen toprak içinmi
Allah Teala hesap sormayacakmı

Zalim çek elini mazlumdan
Mazlumun bedduası intikam alır sizden
Melekler ağlar feryadlarından
Son olsun uzak durun Savaşlardan

fatma duran Samsun
Gönderen : hasbihal Ülke : schweiz
Tarih : 12.07.2014 Şehir : Bazel
Savasa dur deyin

Sözüm size Zalim Politikacılar
Çıkar uğruna gitti bunca canlar
Kan içen Vampirler
Cana kıyan Canavarlar

Makam uğruna attınız imzaları
Başlattınız Savaşları
Masum yavruların neydi günahı
Bebeklerin yerde kanlı bedenleri

Savaşa dur deyin
Yavulara kıymayın
Dünyaya barış sevgiyi getirin
Irakcılık yapmayın

Paylaşılmayan nedirki
Uğruna kıyılan canlar ne içinki
Üstümüze sonunda örtülenn toprak içinmi
Allah Teala hesap sormayacakmı

Zalim çek elini mazlumdan
Mazlumun bedduası intikam alır sizden
Melekler ağlar feryadlarından
Son olsun uzak durun Savaşlardan

fatma duran Samsun
Gönderen : yusra Ülke :
Tarih : 11.07.2014 Şehir :
TERAVİH NAMAZI VE ONUN REKAT SAYISI ...

Teravih : Lugat bakımından “ teravih “ terviha kelimesinin çoğulu olup nefsin istirahat etmesi demektir. Kamus’ta şöyle deniliyor : Ramazan ayı tervihası da bu anlamda kullanılmış olup her dört rekat namazdan sonra dinlenildiği için bu şekilde adlandırılmıştır. Bir de “ istervaha “ denilir ki “ rahatı buldu “ manasına gelir.

Daha sonra “ teravih “ namazı, ramazan gecelerinde kılınan namazın adı olarak yaygınlaştı. Bu namazlarda imam her dört rekattan sonra oturduğu için, “ imam her iki terviha arasında bir terviha miktarı oturur “ denilir.

Değerli Müslümanlar … ! Teravih namazı, ramazan ayına mahsus bir gece namazıdır. Bu namaz,Yatsı namazından sonra kılınan bir namazdır.

Bu namaz kadın erkek her müslüman için nafile bir namazdır. Kılınmadığı takdirde herhangi bir cezayı ve kınamayı gerektirmeyen bir ibadettir.

Teravih namazı, tek başına kılınabileceği gibi cemaatla da kılınan bir namazdır. Peygamberimiz s.a.v cemaatla namaz kılmaya olan iştiyakına rağmen farz namazların dışında sadece teravih namazını cemaatla kılmış ve daha sonra bu namaz farz olur korkusuyla bunu cemaatle kılmayı terk etmiştir.

Sevgili Peygamberimiz s.a.v bu namazın kılınmasını ümmetine tavsiye ve teşvik ederek bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır :

“ … Ebu Hureyre r.a’dan. Rasulullah s.a.v buyurdular ki : Kim inanarak ve sevabını umarak Ramazan ibadetini yerine getirirse geçmiş günahları bağışlanır. ”

Buhari : 4.c.1863.s – Müslim : 2.c.759.n

Buhari r.h teravih namazının önemine binaen bu hadisi ayrıyeten “ nafile olan Ramazan Namazını kılmak imandandır ” başlığı ile açtığı bir babda zikretmiştir.

Buhari : 1.c.190.s

İslam toplumunda çok sevimli ve ruhlara ferahlık veren bu neşeli ibadetimiz ne yazık ki ülkemizde büyük bir tahribata uğramış ve ne rekat sayısı hususunda ve ne de huşu ve huzur içerisinde kılma hususunda bu ibadetin sünnete uygun hiçbir tarafı kalmamıştır.

Allah Rasulü s.a.v zamanında sekiz rekat olarak kılınan bu namaz sonraları yirmi’ye, otuza, hatta kırk’a kadar çıkarılmıştır… Sayıyı çoğalttıktan sonra da artık bunun hızlı hızlı kılınarak biran önce bitirilmesi için hızlanmışlardır… Hatta ve hatta bir takım cahil insanların yaptığı gibi ; bu namazı en erken kim bitirecek diye camiler arası yarışlar bile yapılmaktadır.

Oysa ki insanlar sünnete uymayan ne kadar amel işlerse işlesinler bunun bir faidesini göremeyeceklerdir. Peygamberimiz s.a.v bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmaktadır :

18 - 1718 ....... قال: يجمع ذلك كله في مسكن واحد. ثم قال: أخبرتني عائشة ؛
أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " من عمل عملا ليس عليه أمرنا فهو رد .”

“ Kim bir amel işler de o amel emrimize ve sünnetimize uygun olmazsa o yapılan şey merduttur - yani reddedilir - “

Müslim : 5.c.1718.n

Değerli kardeşlerim … ! Teravih namazı ilk olarak bir ramazan gecesinde, Sevgili Peygamberimiz s.a.v ve birkaç ashabı ile birlikte kılınmıştır. Konuyu bizlere haber veren hadislerin metni şöyledir :

“ … Âişe r.anha yeğeni Urve'ye şöyle haber vermiştir : Rasûlullah s.a.v bir gece, gecenin ortasında çıktı da mescidde namaz kıldı. Bir takım insanlar da O'nun namazına uyup beraberinde namaz kıldılar. Sabah olunca insanlar geceleyin Peygamber'in mescidde namaz kıldırdığını konuştular. Bu haber yayılınca ertesi gece, birinci gecekilerden daha çok insan toplandı ve Peygamber'in beraberinde namaz kıldılar. Sabah olunca insanlar bunu yine aralarında konuşup yaydılar. Üçüncü gecede mescid halkı iyice çok oldu. Rasûlullah yine çıkıp namaz kıldı ; insanlar da O'nun namazına uyup namaz kıldılar. Dördüncü gece olunca mescid, toplanan insanları almaktan âciz oldu.
- Rasûlullah o gece namaza çıkmadı. - Nihayet sabah namazını kıldırmak için çıktı. Sabah namazını kıldırınca yüzünü cemâate karşı yöneltti ve hutbe başlangıcı olarak şehâdet kelimelerini söyledi, sonra " Amma ba'du " hitâb faslı ile başladığı hutbesinde bu gece namazına çıkmamasının gerekçesini şöyle açıkladı : " Şu muhakkak ki, sizin mescidde toplanmanız bana gizli olmamıştır. Şu kadar ki gece namazı üzerinize farz kılınır da sonra onun edasından âciz kalırsınız diye korktum " buyurdu. “

ez-Zuhrî : Nihayet Rasûlullah vefat etti. Ramazân namazı işi, evlerde kılınmak üzere devam edip durdu, dedi.

Buhari : 4.c.1866.s – Müslim : 2.c.761.n

“ … Busr ibn Saîd'den ; o da Zeyd ibn Sâbit'ten olmak üzere tahdîs etti O, şöyle demiştir : Rasûlullah ramazânda, zannederim hasırdan bir hücre edindi de birkaç gece namaz kıldı. Sahâbîlerinden bir takım insanlar da O'nun namazına uyarak namaz kıldılar. Rasûlullah onların yaptıklarını bilince oturmağa başladı. Müteakiben onların yanına çıktı da şöyle buyurdu :
- Yaptığınızı gördüğüm şu işi tanıyıp beğendim. Lâkin ey insanlar, siz - bu namazı - evlerinizde kılınız. Çünkü farz olanı müstesna, insanın namazının en faziletlisi kendi evinde kıldığı namazdır. "

Buhari : 2.c.747.s

O günden sonra herkes teravih namazını evinde veya mescidde kendi kendine kılmaya devam etmiştir. Bu konuda Ebu Hureyre r.a şöyle der :

“ … Rasulullah s.a.v vefat etti ve Ramazan namazı işi evlerde kılınmak üzere cari idi. Sonra Ebu Bekr’in hilafeti zamanı ile kısmen Ömer r.a’nun hilafeti zamanında da bu iş yine aynı hal üzere devam etti. “

Müslim : 2.c.759/174.n

Ömer r.a devlet başkanlığı sırasında teravih namazı kılmadaki dağınıklığı görünce, bunu önlemek için cemaati bir imam arkasında toplayıp tekrar cemaatla kılmanın daha hoş olacağını arkadaşlarına söylemiş ve ashabın ileri gelen hafızlarından U’bey İbn’i Kâ’bı imam tayin ederek teravih namazının cemaatla kılınmasını başlatmıştır.

Ömer r.a halkın dini bir vecd ile namaz kıldıklarını görünce “ bu ne güzel bir adet oldu” diye de sevincini belirtmiştir.

Buhari : 4.c.1864.s

“ … İmam Malik’in Muvattasında, Muhammed bin Yusuf’dan, es-Saib bin Yezid’in şöyle dediği nakledilir : Ömer bin el Hattab, Ubey ibn Ka’b ve Temim ed Dari’ye cemaate on bir rekat namaz kıldırmalarını emretti. İmam yüzlerce Ayet okuyordu. Öyle ki biz kıyamın uzun oluşu sebebiyle bastonlara dayanmak zorunda kalmıştık. Namazdan da ancak şafak sökerken çıkıyorduk. “

İmam Malik Muvatta : Beyhaki Sünen’i Kübra : 2 / 496

Ömer r.a’nun sözü ile alakalı bir izah : Değerli kardeşlerim … ! Teravih namazı - biraz önce de zikredildiği gibi - Rasulullah s.a.v zamanında vardı. Birkaç gece de olsa bizzat Rasulullah s.a.v’in beraberinde cemaatla kılınmıştı. Dolayısıyla Ömer r.a dinde olmayan birşeyi dine sokmamıştı. Ömer r.a nun “ bu ne güzel bir bid’at oldu ” sözündeki bid’at ifadesi dinde olmayanı dine sokma anlamında değildir. Bu ifade ; kelimenin luğat manasındaki kullanılan “ yenilik “ anlamındadır.

Yani ; “ cemaatla kılınmasının yeniden gündeme getirilmesi ne kadar güzel oldu “ anlamındadır. Bunun da bir sakıncası yoktur. Çünkü Peygamber s.a.v farz olabilir endişesiyle bu ibadetin cemaatla kılınmasını terk etmiştir. Onun irtihalinden sonra artık böyle bir endişe de kalmamıştı.

Dolayısıyla Teravih namazının tekrar cemaatla kılınması Allah’u Teala’nın maksadına da aykırı değildi. Nitekim Ali r.a da bu namazı teşvik etmiş ve :

“ Ömer mescidlerimizi teravihin feyziyle nurlandırdığı gibi Allah’da Ömer’in kabrini öyle nurlandırsın ” diye dua ederek bu konudaki memnuniyetini belirtmiştir.

TERAVİH NAMAZININ REKAT SAYISI …

Peygamber s.a.v gerek ramazanda ve gerekse sair gecelerde bir rivayette onbir, diğer bir rivayette ise onüç rek’attan fazla nafile namaz kılmamıştır. Bunun sekiz rekatı teravih, gerisi ise vitir’dir.

{ … Ebu Seleme, Aişe r.a’ya : Rasulullah s.a.v’in ramazandaki gece namazı nasıl idi ? diye sordu. Aişe r.a Şöyle dedi : Rasulullah s.a.v ne ramazanda, nede ramazanın dışında onbir rekat üzerine ziyade eder değildi. Rasulullah s.a.v evvela dört rekat kılardı. Artık o rekatların güzelliğinden ve uzunluğundan sorma ! Sonra dört rekat daha kılardı. Bunların da güzelliğinden ve uzunluğundan sorma ! Sonra da üç rekat kılardı… }

Buahri : 4.c.1866.s - Müslim : 2.c.738.n - Ebu Davud : 2.c.1341.n - Nesai : 4.c.1697.n İmam Malik Muvatta : 1.c.212.s

{ … Cabir İbn Abdillah r.a dan. Dedi ki : Rasulullah s.a.v bize ramazan ayının gecesinde sekiz rekat - teravih - ve bir de vitr namazı kıldırdı….. }

Taberani Mu’cemu’s Sağir : 1.c.370.n - İbn Huzeyme - İbn Hibban - Ebu Ya’la - İbni Hacer Fethu’l Bari … el Albani hadis “ Hasen “ der …

“ … İmam Malik’in Muvattasında, Muhammed bin Yusuf’dan, es-Saib bin Yezid’in şöyle dediği nakledilir : Ömer bin el Hattab, Ubey ibn Ka’b ve Temim ed Dari’ye cemaate on bir rekat namaz kıldırmalarını emretti. İmam yüzlerce Ayet okuyordu. Öyle ki biz kıyamın uzun oluşu sebebiyle bastonlara dayanmak zorunda kalmıştık. Namazdan da ancak şafak sökerken çıkıyorduk. “

İmam Malik Muvatta – Beyhaki Sünen’i Kübra : 2/496

TERAVİH NAMAZI KONUSUNDA SAHİH OLMAYAN RİVAYETLER …

Ömer zamanındaki cemaatla kılınan teravihin kaç rek’at olduğu hakkında iki rivayet vardır : Vekî’nin malik İbn Enes’den onun da yahya İbn Sa’d’dan rivayetine göre Ömer r.a görevli birisine cemaatına yirmi rek’at kıldırmasını emretmişti.

İbni Ebi Şeybe Musannef : 2 / 393 … Yalnız bu rivayet sahih değildir.

Bu rivayetin senedinde bulunan Yahya b.Said Ömer b.Hattab’a yetişmiş değildir. Nitekim İbni Medeni : “ Onun Enes’ten başka hiçbir sahabiden hadis işittiğini bilmiyorum “ demiştir.

İbni Hacer Tehzibu’t Tehzib : 11 / 223

Konuyla ilgili bunun haricinde de bazı rivayetler vardır ki, bu rivatlerde teravih namazının sayısı ; 20, 21, 23 hatta 36 olarak bile anlatılmaktadır. Ama araştırıldığı zaman hepsinin de ya zayıf ya da uydurma olduğu açıkca görülmektedir.

Ömer bin el-Hattab’tan nakledilen sağlam haberler ise, onun Ubey ibn Ka’b’a, cemaate sekiz rekat kıldırmasını emrettiğine delalet etmektedir ki Peygamber s.a.v’in uygulamasına uygun olan da budur.

Rabbim bizlere gerek farz olan ibadetlerde ve gerekse nafile olan bütün ibadetlerde sünnete uygun amel etmemizi nasibeylesin.

Amin

Vel hamdu lillahi rabbil alemin

  YAYIN AKIŞI - CUMA
SAAT  |   PROGRAM
00:00   ŞİİR VAKTİ
01:00   MÜZİK
02:00   MEALLİ HATİM
03:00   MÜZİK
05:00   HATM-İ ŞERİF
06:00   CEVŞEN-ÜL KEBİR
07:00   TARİHTE BUGÜN
07:30   MÜZİK
08:00   HABERLER
09:30   SABAH SOHBETLERİ
10:00   MÜZİK
11:00   MÜZİK
12:30   CUMA SOHBETLERİ
13:00   MÜZİK
14:30   ROMAN KUŞAĞI
15:00   İSTEK SAATİ
15:30   İSTEK SAATİ
16:00   İSTEK SAATİ
17:00   HAFTA ERTESİ
18:00   XEBER
19:00   ANA HABER
20:00   MÜZİK
21:00   MÜZİK
22:00   AYDINLIĞA DOĞRU
23:00   HATM-İ ŞERİF
  HAVA DURUMU - CUMA
  SOSYAL MEDYA
   İSTATİSTİK