20 Kasım 2017
Facebook Twitter Google Plus Youtube
290.323
Salavat Kampanyası
  ZİYARETÇİ DEFTERİ
Gönderen : firat ece Ülke : türkiye
Tarih : 19.06.2014 Şehir : van
Güzel huy, bir ganimettir.
Gönderen : firat ece Ülke : türkiye
Tarih : 19.06.2014 Şehir : van
Fasık ve günahkar kimselerle arkadaş olmaktan kaçın, çünkü kötülük kötülüğe kavuşur.
Gönderen : fırat ece Ülke : türkiye
Tarih : 19.06.2014 Şehir : van
Faziletlerin başı ilimdir.
Gönderen : yusra Ülke :
Tarih : 12.06.2014 Şehir :
İYİ ADAMLAR, SALİH ADAMLARA KARŞI

Yine bir film sahnesine gömülmüş çekirdek ailemiz.
Sanki filmin içindeler. Kötü adamları bir bir haklayan iyi adamlardan olan jönümüz mutlu sona! doğru yaklaşıyor. Bu sırada çok sık duyulan bir soru geliyor filmi ailecek izleyen ebeveynlere;
"babacım,bu adam iyi adam, o kötü adamlardan değil değil mi?"
Evet..İşte bir kaç nesli böyle kandırdı şeytan ve onun sinema sektöründeki uşakları.
İyi adamlar...Ölçüsünü kendi belirledikleri ve ona göre roller biçip körpe beyinlere rol modelleri olarak sundukları iyi adamlar.
Kitaptaki salih adamlardan/elçilerden bihaber, peygamber takipçiliğini sadece onların adını koymakla yaptığını zanneden kitleler de çabucak benimsediler nefislere hoş gelen bu iyi adamları. İyi adamlar ve bizlere sundukları mutlu sonlar.
Salih adamlar ve onların vaadettikleri ebedi cennetlere karşı alternatif olarak sunulan sahte hayatlar. Görüntü olarak mümkün fakat ferdi ve toplumsal yaratılış kanunlarına aykırı olan sapsahte hayatlar,kahramanlıklar...
Bugün bunun güncel versiyonu artık daha çok tv dizileriyle yapılmaya çalışılıyor.
Peki neydi bu sundukları iyi adam olmanın ölçüsü, kimdi bu iyi adamlar ?
Maalesef bu cahili propagandadan nasibini fazlasıyla almış birisi olarak diyebiliriz ki iyi adam tiplemesi; fazla içmeyen,çok fazla küfretmeyen,çok aşırı zina etmeyen, kendi yaptıkları kanunlara karşı gelmeyen,kurulu düzene karşı çıkan teröristleri teker teker ya da topluca safdışı bırakan, satıcı değil içici olan,Allah lafzını bela okumanın dışında ağzına almayan,namaz kılmayan, cenaze sahneleri dışında dua da etmeyen ortalama! bir vatandaştı.Onlara göre normal birisi yani..Anormal olanlar, aşırı olanlar kimdi diye soracak olursanız özellikle eski yeşilçam filmlerini hatırlamanızı rica edicem. Bu gibi filmlerde islam’a olan saldırı/karalama kahramanımızın hacı olan ev sahibinin paragöz gösterilmesiyle yapılıyor ve yukarıda saydığımız aşırı olmayan! özelliklere sahip olan adamlar böylece iyi adamlardan olmuş oluyordu.
Böyle olması gerekiyordu senaristlere göre.. Çünkü bu tür senaristler,yapımcılar,onların finansörü olan müstekbirler,belamlar ve hepsinin de akıl hocası olan lanetli şeytan bu şekilde istiyordu. Lanetli şeytan ve uşaklarına göre normal olan insanların aksine gerekmediği halde fazlasını yapmak ve yapılmasını istemek ancak hocalık,yobazlık olarak adlandırılırsa normal! olan insanlar bundan uzak kalabilirdi.
İşte bunun için herkesin evinde ne izlediğine,ne izlettiğine dikkat etmesi ve çocuklarının zihnine iyi insanlardan önce salih insanları rol model olarak benimsetmeye çalışması gerekir.
İşte bu şekilde, farkına varamayıp yok kabul ettiğiniz, önemsemediğiniz, ihmal ettiğiniz bazı fıtri temayüller de şeytan ve dostlarının müdahalesine maruz kalacaktır. Yetişmekte olan yavrumuz, evde ve yakın çevresinde dolduramadığı fıtri boşluğunu, başka çevrelerde doldurmaya çalışacaktır.
Dünyayı tanımayan, iyi ve kötü, doğru ve yalan nedir bilmeyen çocuklarımız, belli bir yaşa kadar duydukları ve gördükleri her şeyi alırlar. Mesela siz onlara bir masal anlatırsınız. Bu size göre masaldır. Masalın ve yalanın ne olduğunu bilmeyen çocuklara göre gerçek bir olaydır. Siz masalı anlatırken, onlar hayal dünyalarında bu masalı canlandırarak yaşarlar. Masalda verilmek istenen mesaj ne ise, o mesajı büyük bir sadakatle alırlar. Şeytan ve dostları bu nedenle değişik masallar hazırlatmakta ve özellikle işte bu gibi yapımlarla televizyonlarda gösterime koyarak, çocuklarımızın temiz dünyasına girmektedirler.
Hepinizin bildiği gibi insanlar yeyip içtikleriyle değil, yaşadıkları ve şahit oldukları olaylarla büyüyen, gelişen canlılardır. Yetmiş yaşındaki bir insanın büyüklüğü ve olgunluğu, bu insanın yetmiş yıllık tecrübe ve birikimiyle anlam kazanan bir büyüklüktür. Kur’an-ı Kerim ise bizlere yetmiş değil, binlerce yıllık tecrübe ve tarihi birikim vererek, bizleri binlerce yıllık bir büyüklüğe ve olgunluğa davet etmektedir. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de bizlere geçmiş tarihimizi kıssalar halinde anlatan şanı yüce Rabbimiz "Onları görmedin mi, şunları işitmedin mi?..." gibi İlahi hitablarla bizleri anlatılan olayların içine çekmekte ve bu olayları bizzat kendimiz yaşamışız gibi iman etmemizi istemektedir.
Kur'an-ı Kerim'de zikredilen kıssalara bu İlahi murad ile yaklaşan ve anlatılan kıssaları sanki kendileri yaşamış gibi iman eden müslümanlar, hiç kuşkunuz olmasın ki binlerce yıllık tarihi bir özgeçmişe sahip olacaklar ve böylesine derin bir özgeçmişin verdiği olgunluk ile günümüze gelerek, dünyanın beklediği rahmani bir sese, rabbani bir nefes verebileceklerdir. Zaten şaşkınlık ve sapıklık içinde olan günümüz dünyası, fiziki yaşları ne olursa olsun binlerce yıllık bir özgeçmişe ve tarihi bir tecrübeye sahip böylesi gençleri bekleyen bir dünyadır.

Çocuklarımıza yiyecek olarak ne verdiğimize, ne yedirdiğimize dikkat ettiğimiz gibi; onlara ne anlattığımıza, ne duyurduğumuza ve ne gösterdiğimize de dikkat etmeliyiz.
Evet, bunlara, bütün bunlara dikkat edebilmeliyiz ki; çocuklarımızın, özlediğimiz müslümanlar olabilmeleri için, umud ve dua etmeye hakkımız olabilsin.
Çocuklarımızın Kur’ani gerçeklerle şimdiden tanış olmaları onların kimlik ve kişiliklerine sağlam bir temel, doğru bir istikamet verebilecektir. Çünkü yaratılışın öncesinden başlayarak günümüze uzanan kur’an çalışmalarımızla, her peygamber kıssasının günümüze uzanan çağdaş mesajlarına açıklık getirilerek, gençlerimizin bu güncel mesajlarla donanım kazanmaları ve bu mesajlardan kaynaklanan temel ilkelerle hayata daha bir donanımlı girmelerini Allah'ın izni ile sağlayabiliriz.

Metin KARAKAŞ
Gönderen : hakikat yolcusu Ülke :
Tarih : 29.04.2014 Şehir :
KURAN VE SÜNNET IŞIĞINDA KABİR ZİYARETİ NASIL OLMALIDIR ?

Günümüzde kabir ziyaretleri çok önemli sorunlardan ve bilinmeyen meselelerdendir. Kabir ziyareti çoğu müslümanın bilmek istediği fakat tam olarak anlayamadığı ciddi bir meseledir. Bu sebeple, aşağıda size sünnete göre kabir ziyaretinin adabı öğretilmiştir.

1.Soru Müslüman kabirleri ziyaret edebilir mi ?
Müslümanın kabirleri ziyaret etmesi kuranın, sünnetin meşru olarak kabul ettiği bir emirdir. Kabir ziyaretini gerçekleştirmek caizdir.
1.Delil : Rasulullah (s.a.v.) : “ Kabirleri ziyaret ediniz, çünkü onlar ölümü hatırlatırlar.”(İbn Mace, Albani sahih demiştir.)
2.Delil : Rasulullah (s.a.v.) : “ Ben sizlere kabir ziyaretini yasaklamıştım, artık onları ziyaret edebilirsiniz.”(Müslim-Ahmed-Nesai)

2.Soru-Kaç çeşit kabir ziyareti vardır açıklar mısınız ?
Üç çeşit kabir ziyareti vardır. 1-Şeri ziyaret. 2-Şirk içeren ziyaret 3-Bidat ziyaret.

3.Soru-Şeri, şirk içeren ve bidat olan ziyareti açıklar mısınız ?
1-Şeri Ziyaret : Rasulullah’ın sünnetiyle sabit olan meşru ziyaret demektir. Bu ziyaret kabirden içeri girerken onlara selam vererek ve onların halini düşünerek ibret almak amaçlı ziyarettir. Bu ziyaret Rasulullah’ın, ashabının, müçtehid imamların gerçekleştirdikleri ziyarettir.
2-Şirk içeren Ziyaret :Kabir başında durarak kabirde yatan kimseden yardım istemek, şifa beklemek, rızık istemek, adını anarak kurban kesmek, bedendeki ağrısının giderilmesi için ona dua etmek, çocuk istemek, kızının bahtının açılmasını dilemek, ondan araba istemek gibi şirke götüren ziyarettir.
3-Bidat Ziyaret : Kabir yanında namaz kılmak, kabrin etrafında dolanmak, kabirleri öpmek, topraklarını bereketli sanmak, başında kuran okumak, fatiha okumak, kabirlere basmak, kabir başında para dağıtmak, yiyecek ve içecekler dağıtmak, kabir başında mum yakmak, bez-çapıt bağlamak gibi ziyarettir.

4.Soru-Bir müslüman kabir ziyaretini niçin gerçekleştirir ?
Müslüman, kabir ziyaretini ibret almak, ölümü hatırlamak, dünyaya olan rağbetini azaltmak, iyiliklerini ve kötülüklerini hatırlayarak zühd ehli olmak amacıyla gerçekleştirir.

5.Soru-Bir müslüman kabristana girerken hangi duayı okumalıdır ?
Müslümanın kabre girerken okuması gereken duayı Rasulullah bizlere öğretmiştir.Bu dua şudur : “Ey müminler diyarında bulunanlar selam sizlere ! İnşallah bizler de pek yakında sizlere kavuşacağız” (Müslim-Nesai) Bir başka rivayette “ Ey kabirde bulunanlar ! selam sizlere ! Allah bize de size de mağfiret buyursun. Siz bizden önce geçip gittiniz. Bizde arkanızdan geliyoruz.” (Müslim-Nesai-Ahmed-Muvatta )

6.Soru-Kabre girerken fatiha okunmaz mı ?
Öncelikle bilelim ki, müslümanın dinini öğrendiği iki kaynak bulunur. Bir konuda Allah ve Resulünün hükmü-emri olduğu konuda başka bir söze müracaat etmek haramdır.yukarıda Rasulullah’ın kabir ziyaretinde okunmasını emrettiği duayı öğrenmiştik. Fatiha okunur mu okunmaz mı sorusuna gelince, fatiha okunacağına dair kuranın, sünnetin, ashabın, müçtehid imamların izni yoktur. Fakat herkes okuyor diye bizde okuyoruz demekte delil sayılmaz. Zira Müslümanın delili kuran ayetleri veya Rasulullah’ın hadisleridir.

7.Soru-Kabirde yatan yakınımıza dua edebilir miyiz ?
İslam ümmetin ilk dönem gelen şerefli önder alimleri bu hususta Rasulullah’ın ve ashabının dualar okuduğunu bizlere bildirmişlerdir. Rasulullah, tevhid-iman-salih amel üzerine ölmüş ashabının üzerine, cihada şehit düşenlere ,hastalıktan ölen sahabiye öldükleri dualar etmiştir.
1.Delil : Rasulullah (s.a.v.) : “ Kardeşiniz için mağfiret dileyiniz ve ona sebat verilmesi için dua ediniz, çünkü şu anda ona soru sorulacaktır.” (Ebu Davud-Hakim-Albani sahih demiştir.)
2.Delil : Ölünün defini bitince Rasulullah (s.a.v.) şöyle derdi : “ Allah’ım ! Onu bağışla ve hak üzere sabit kıl.” (Ebu Davud-Ahmed)

8.Soru-Kabirde yatan bir kimseye kuran okuyabilir miyiz ?
Müslüman, Kuran ve sünnetin emirlerini sever ve onlara itaat eder. Kabirde kuran okunması meselesine gelince okunmasına dair Kurandan, sünnetten, ashabdan, imamların büyüklerinden izin yoktur. Kabirde kuran okumayı da Rasulullah ve ashabı asla yapmamışlardır. Kabirde kuran okumak bu sebeple bidattir. Her bidat ise sapıklıktır .Her sapıklıkta ateştedir Müslüman bidat çıkartan değil bidatleri kaldıran ve yerine sünnetleri yaşatan olmalıdır. Bu açıklama kim kardeşlerimizi şaşırtmış olabilir fakat işin doğrusu da budur.Kuran okunmasını söyleyenlerin delilleri de yoktur.

9.Soru-Kadınlar kabirleri ziyaret edebilir mi ?
Kadınların kabir ziyaretleri konusunda alimler iki görüştedirler. Bir grup alimler ki Hanbeli alimleridir onlar kadınların kabir ziyaretini hadisleri delil alarak haram gösterirler. Fakat diğer alimlerde Rasulullah’ın ““ Ben sizlere kabir ziyaretini yasaklamıştım, artık onları ziyaret edebilirsiniz.”(Müslim-Ahmed-Nesai) hadisini delil alarak kadın ve erkeğin kabir ziyareti edebileceğini söylerler. Şankiti’nin dediği gibi, Sahih olanda kadınların kabirleri ziyaret etmelerinin caiz olmasıdır. Kadınlarında ölümden, kabirden ders alması da ayrı bir gerekliliktir.

10-Kabir ziyaret ederken özel bir gün var mıdır ?
kabirlerin özel günlerde (bayram gününden bir gün önce arafe gününde, Cuma gününde…) Rasulullah’dan, ashabdan, ve önde gelen imamlardan bir delil yoktur.Müslümanın kabir ziyareti her vakit meşrudur. Fakat arafe günü sünnettir, sevabı çoktur düşüncesi ile gitmek bidattir.

11-Kabir üzerini mermerle-fayansla bina etmek caiz midir ?
Kabir üzerini mermerler yaptırmak, fayansla süslemek, etrafını çitle örerek saray gibi eve benzetmek bidattir, sünnette asla bunun olduğuna dair delil bulunmamaktadır. Günümüzde kabirler saraya dönmüştür. Zenginlerin mezarları açıkça kabirlerde bile belirgin konuma gelmiştir. Bu ameller sünnet değildir. Müslüman kardeşim sünnet ehli ol, bidatten sakın, yolun kuran ve sünnet yolu olsun. Sakın kabrinin veya yakının kabrinin böyle yapılmasını dileme. Sen Allah ve Resulünün rızasını ara.


12.Soru-Kabirde yatan bir salihten-şıhtan-efendiden medet (yardım-şifa-rızık) isteyebilir miyiz ?
Kabirde yatan böyle bir kimseden medet istemek şirktir. Allah’ın, Resulünün, ashabın izin vermedikleri kötü bir ameldir. Bu hususta müslüman olarak şirkten korkmalı böyle bir dua etmemeliyiz. Maalesef, günümüzde bu dua şeklini yapanlara şahit oluyoruz. Böyle şirk içerikli dua yapanlar, hiçbir şeri delile dayanmamaktadırlar.

13-Bir Müslüman hac ibadeti esnasında Medine’deki Rasulullah’ın mezarını ziyaret ederse, önünde nasıl durmalı ve dua etmelidir ?
Bir müslüman, Rasulullah’ın mezarını ziyaret etmek amacı ile mezarının önüne gelirse, yönünü mezar yönüne doğru değil de, kıbleye veya sağ tarafına doğru dönerek, Rasulullah üzerine rahmet okuyarak, ona selam vererek dua edebilir. Bu şeklin dışında yapılan dualar meşru olmayan dualar ve duruşlardır.

14.Soru-Kabir ziyaretinde kadınların bağırmaları, ağlamaları, figan etmeleri caiz midir ?
Öncelikle bilelim ki, kabirler ibret alınması gereken yerlerdir. Kadınların kabir ziyaretleri çok sade ve meşru bir sünnetten gelen fiiller içinde olması gerekir. Rasulullah bağırmayı, ağlamayı, isyana yöneltecek sözler söylemeyi meşru kılmamıştır. Bu sebeple kadınların bu konuda ciddi olarak uyarılmaları gerekir. Bir sünneti yaşayalım derken, bir bidat ve isyan ortaya koymayalım.

15.Soru-Kabirde yatanların işittiği doğru mudur ?
Kabirde yatanlar işitmezler, görmezler, geceleri gezmezler, ev içinde dolanmazlar. Zira onlar ölmüştür. Ölü demek, insani fonksiyonlarını yitirmiş varlık demektir. Allah ayetinde, Rasulullah hadislerinde ölülerin işitmediğini bildirmişlerdir. Ölülerin işittiğini söylemek şirk kapıları açmaktır.
1.Delil : “ Sen Kabirdekilere işittiremezsin.” (Fatır-22 )
2.Delil : “ Sen ölülere işittiremezsin.” (Neml-80)

16.Soru-Kabirde bir ölünün defini esnasında telkin etmek sünnetle sabit midir ?
Ölünün başında ey filan oğlu-kızı La ilahe illallah de …gibi sözlerle telkinde bulunmak konusunda , Rasulullah’dan sahih derecede bir dua gelmemektedir. Rasulullah’ın böylesine önemli olan bir konuda dua etmemesi olmaz diyerek günümüzdeki bidat olan bu telkini yapmakta meşru değildir. Ümmetin elçisi olan Rasulullah bize gerekli olanları eksiksiz olarak bildirmiştir. Eğer böyle bir dua varsa neden en sahih hadis kaynaklarımızda bulunmamaktadır ? Bu sebeple ey kardeşim ! sünnetle sabit olan amelleri amel etmeli, sabit olmayanları da terk etmelisin.

17.Soru-Kabristanda ölü yakınları sıra sıra durarak taziye kabul etmekteler bu sünnet midir ?
Rasulullah’ın kabristanda taziye kabul ettiğine, ashabında böyle bir ameli yaptıklarına dair bir delil bulunmamaktadır. Taziye edilmesi gereken yer kabrin dışında o şahsın evi, işyeri, köyü, olabilir. Kabristanda sıra sıra durarak toplu taziyeleri kabul etmek bidattir.

18.Soru-Kabir ziyareti esnasında namaz vakti girdiği zaman kabir içinde namaz kılabilir miyim ?
Öncelikle bilelim ki, Rasulullah’ın sünneti her müslümanın ilk kabul etmesi gereken bir gerçektir. Kabirde namaz kılmak, kabir yönüne doğru olsun veya olmasın caiz değildir. Aynı şekilde, mescitler de bulunan bir mezar, kıble yönünde olsa da olmasa o mescidde namaz kılınmaz. O halde kabirlerde namaz kılmak bidattir. Zira kabirde kınlan namazı cahiller ölüyü büyüklemek olarak anlayabilirler ve şirke düşebilirler.
1.Delil : Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurur : “ Şunu bilin ki, sizden öncekiler kabirleri mescid ediniyorlardı. Sizi uyarıyorum, kabirleri mescid edinmeyin.. Ben size bunu yasaklıyorum.” ( Müslim )

19-Türbelerin önünde yatmak-topraklarını bereket amaçlı taşımak-önünde kurban kesmek caiz midir ?
Bu fiillerin tümü şirktir. Zira yapılan bu fiiller birer ibadettir. İbadet hakkı da Allah’ındır. Müslüman bereketin, hayrın, Allah’tan geldiğine iman eder. Ölmüş insanların kendilerine faydaları olmazken nasıl olurda bir başkalarına fayda ve zarar verebilirler.
1.Delil : “ O halde sakın Allah ile beraber bir başka ilaha yalvarıp yakarma yoksa azap edilenlerden olursun.” (Şuara-213)

20.Soru-Aşağıda yazılan sözler Rasulullah’ın hadisleri midir ?
“ İşlerde ne yapacağınızı bilmeyecek şekilde şaşırır ve hayrete düşerseniz kabir ehlinden yardım dileyiniz ”
“ İşler sizi yorgun, bitkin düşürdü mü bu sefer kabir sahiplerine yönelmeye bakınız.”
“ herhangi bir kimse bir taş hakkında dahi güzel zan beslerse o taş ona faydalı olur.”
Yukarıdaki bu sözler hadis değildir. Bu sözlerde Allah’a şirk koşmak aşikardır. Zira yardım eden ancak Allah’tır. Allah bize “ ancak sana ibadet ederiz ve ancak senden yardım dileriz ” demeyi bildirmiştir. Bu sözler, Allah ve Resulünün emrettikleriyle çelişir.

Ey Davetçi ;
elinde bulunan bu sorulu-cevaplı risalenin delillerini ezberle ve çevrende anlat.
Unutma her sözünü Allah ayeti ve Rasulullah hadisi ile süslemelisin.
Ey davetçi;
Cahillerden olma, nefislerine tapanlara uyma, hakkı batıla karıştırma, şirkle beraber olma, sünneti ortadan kaldırma, delille konuşmayanın yanında din öğrenme, toplumun değerlerini nassların önüne geçirenlere öğüt ver,
her amelin sünnete uysun, tatlı dilli ol, sakın kalpleri kırma,
sen örnek olmalısın, senin azmin şirki kıracak tevhid ve sünneti ise yükseltecektir.
Kulunu bu risalede muvaffak kılan Allah ne yücedir ve hamd da onadır.

  YAYIN AKIŞI - PAZARTESİ
SAAT  |   PROGRAM
00:00   MÜZİK
01:00   MÜZİK
02:00   MEALLİ HATİM
03:00   MÜZİK
05:00   HATM-İ ŞERİF
06:00   CEVŞEN-ÜL KEBİR
07:00   TARİHTE BUGÜN
07:30   MÜZİK
08:00   HABERLER
09:30   SABAH SOHBETLERİ
10:00   MÜZİK
11:00   MÜZİK
12:00   MANŞET HABER
12:30   MAİDETÜR'RAHMAN
13:00   HABERLER
14:30   ROMAN KUŞAĞI
15:00   İSTEK SAATİ
15:30   İSTEK SAATİ
16:00   İSTEK SAATİ
17:00   HADİS DERYASI
18:00   XEBER
19:00   ANA HABER
20:00   MÜZİK
21:00   MÜZİK
22:00   AYDINLIĞA DOĞRU
23:00   HATM-İ ŞERİF
  HAVA DURUMU - PAZARTESİ
  SOSYAL MEDYA
   İSTATİSTİK